Karanlık Mod
05-05-2026
Logo
?Fetva: 3–Nuh (a.s) ve gemisi hakkında somut ve gerçekçi bir açıklama var mı
   
 
 
Rahman ve Rahim Olan Allah’ın Adıyla  
 

Soru:

Saygıdeğer hocam Muhammed Ratıb en-Nablusi,
Allah’ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.
Ben Katar’da yaşayan ateist bir insanım. Arkadaşlarımdan biri sorularıma cevap bulmam için sizinle iletişime geçmemi tavsiye etti. Ancak ben doğaüstü unsurlardan, kutsallardan, Allah’ın irade ve kudreti kavramlarından arınmış, tamamen bilimsel açıklamalar sunma konusundaki tavrınızdan şüphe ettim. Ama o bana denememi istedi ve “doğru yol” olarak tanımladığı hidayeti bulabileceğimi umarak beni teşvik etti. Fizik, mantık ve bilimle çelişen birçok dini kıssa, dini hikaye görüyorum ve bunlarla alakalı “Allah’ın kudreti” gibi aynı cevabı almak bu hayattan nefret etmeme sebep oluyor.
Sorum şu; Nuh (a.s.) kıssası gibi kıssaların bilimsel bir açıklaması var mı? Yani Nuh’un binlerce hayvanı basit bir geminin içinde uzun süre, o hayvanlar birbirlerini yemeden tutmasının bilimsel bir açıklaması var mıdır?
Bunu bilimsel olarak açıklayabilir misiniz?
Yoksa mümin olan herkes gibi sizin cevabınız da “bu Allah’ın kudretidir” mi olacak?
Umarım bilimsel bir yanıt verirsiniz. Çünkü kesin olarak bilimsel bir kanıt ve delil olmadan iman etmem.
Allah sizden razı olsun.

Cevap:

Rahman ve Rahim Olan Allah’ın Adıyla, Salât ve Selam dürüst ve sözünün eri olan Hz. Muhammed (s.a.v.)’in üzerine olsun. Şöyle ki;
Kıymetli kardeşim,
Sorunuzun cevabı şu şekildedir: 
Öncelikle; Hakikate ulaşmak istiyorsanız bence buradan başlamak doğru değildir. Şüphesiz bahsettiğiniz konular ki Nuh (a.s.)’ın kıssası da buna dahildir, gaybi konulardır. Yani bunlar haberî bilgiler alanına girer. Bu bilgilerin alanında da akla yer yoktur. 
Bilginin üç alanı vardır. Birincisi duyular alanıdır ki bu, duyularla algılanabilen her şeyi kapsar. Yani bizzat kendisini ya da etkilerini görebildiğiniz şeylerdir. İkincisi ise aklî bilgiler alanıdır. Bu alan bizzat kendisini göremediğiniz ama etkilerini görebildiğimiz şeylerin alanıdır ki bu aklın yoludur. Bir şeyin hem kendisini hem de etkilerini göremediğimiz şeylere gelince, bunları da ancak sadık haber yani vahiy ile bilebiliriz. 
Ben ve diğerleri meseleyi akıl kanunlarına tabi tuttuğumuzda tıpkı sizin gibiyiz. Ama ben sizinle haber yani vahiy konusunda ayrışırım. Çünkü ben o haberi tasdik ederim zira o haber Allah’tandır. Allah Teala konuşanların en doğru sözlü olanıdır. Çünkü ben O’nu, bu mucizevi kainattaki yaratılış hassasiyeti ve mucizevi kelamı ile çok iyi tanıyorum. Zira O (c.c) bin dört yüz yıldan da daha öncesinde, deneysel bilimin tespit ettiği gerçekleri haber vermiş, kainatı, onun tezahürünü hatta meydana gelen gaybi hadiselerini bildirmişti. Öyleyse ben duyularım ya da aklımla idrak edemediğim bu haberlere nasıl inanmam!
Size cevap vereceğimi ve şunu söylediğimi hayal edin: “Nuh (a.s)’ın devasa bir gemisi vardı, günümüzdeki harp gemilerinden de büyüktü. Hareketli bir hayvanat bahçesine benziyordu. Her hayvanın erkek ve dişisi için kafesler vardı. Yüzlerce hatta binlerce insan onların bakımından sorumluydu.” Cevabınız ne olurdu? Bana eğer bu doğru değil derseniz o zaman sizin ifadeniz yanlış olur. Çünkü sizin böyle bir geminin var imkansız olduğunu ileri sürecek somut bir deliliniz yok. Aynı zamanda günümüzde böyle bir geminin olması mümkün. Şüphesiz böyle bir geminin yapılmasını hatta daha da büyüğünün yapılmasını engelleyecek hiçbir şey yok. Devasa büyüklükteki piramitleri görmüyor musunuz? Halen insanlar onların nasıl yapıldığını tam olarak açıklayamıyor. Son teoriye göre o çağda büyük bir uygarlık, mekanik teknoloji ve devasa makineler vardı. Aksi takdirde böyle bir şeyin var olması düşünülemez.
İşte ben bu konuyu sizinle tamamen rasyonel olarak tartışıyorum. Deliliniz olmadığı sürece beni yalanlayacağınızı sanmıyorum. Ben de iddiamı söylüyorum, siz de öyle yapıyorsunuz. Ne dersiniz, farz edelim ki, eğer binlerce yıl önce vefat etmiş birini mezarından çıkarıp ona içinde beş binden fazla kitap başlığı ve on cilt bulunan ve bugün hala mevcut olan tek bir lazer diski göstersek ne olur? Sonra da ona bu disk ile ilgili bilgi versek, şüphesiz buna inanmaz. Çünkü kendi zamanındaki bilgilerle bunu tasavvur edemez. Öyleyse kendi çevresiyle kısıtlı olan bir aklın göklerden gelen vahyin haberlerinde hüküm vermesini bekleyemeyiz, bu ne mümkün ne de makuldür. Yine tekrar söylüyorum, başlamanız gereken nokta burası değil. Allah’ı yarattığı kâinat aracılığıyla tanımak, sonra kelamını, sonra mucizelerini kavramak, ardından da ona inanmak ve size ulaşan haberleri yani vahyi kabul etmeniz gerekir. Her şeyden önce hakikate ulaşmak için güçlü bir iradeye sahip olmalısınız. Allah sizi muvaffak kılsın ve hayra giden yollarınızı kolaylaştırsın.

Dr. Muhammed Ratıb en-Nablusi

Metni indir

نص الدعاة

Mevcut Diller

Resmi Gizle